Fotoğrafla yolculuğum, çocukluk yıllarında babamın körüklü Zeiss Ikon makinesiyle başladı. Her özel günümüzde bizi titizlikle fotoğraflar, her doğum günümüzde stüdyoda poz verdirir, o kareleri özenle albümlerdi. O yıllarda farkında olmadan içimde filizlenen bu tutku, zamanla yaşamımın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. 1976’dan bu yana çektiğim fotoğraflar, önce diapozitiflerde, sonra dijital arşivlerde birikti. Yoğun iş yaşamımda sergi ya da bireysel sunumlara zaman ayıramasam da, içimdeki gözlem güdüsü hiç susmadı. Emekli olduktan sonra ise, bu sessiz birikim harekete geçti. Farklı ülkeleri gezerek oluşturduğum arşivim büyüdü. Şimdilerde makinamdaki özellik sayesinde aynı karede çoklu çekimler yaparak farklı fotoğraflar üretmeye çalışıyorum.