Bir kurbağayı tahta oturttular.
Üzerine ihtişam giydirdiler.
Ve sonra… ona inandılar.
Kimse gerçeği sorgulamadı.
O hâlâ bir kurbağaydı.
Ama artık kimse bunu söyleyemiyordu.
Çünkü ihtişam, gerçeğin üstünü örter.
Ve bazen…
en büyük yanılgı,
en güzel çerçevede sergilenir.