Erguvanın kısa ömürlü çiçeklenişinde şehrin kalıcı hafızasını, Boğaz’ın akışında ise zamanın durmaksızın değişen ritmini aradım.
İstanbul’un doğası, tarihi, suyu ve erguvanları; birbirinden farklı ama aynı bütünün parçaları gibi, sessizce birbirine dokunuyor. Her biri kendi ritminde var olurken aralarında görünmez bir uyum, ince bir titreşim oluşuyor.
Sessiz Rezonans, bu titreşimin bende bıraktığı izden doğdu. İstanbul’un sesini değil, sessizliğinde saklı olan yankıyı dinlemeye çalıştım.
Erguvanın narin rengi, Boğaz’ın akışı ve şehrin katmanlı hafızası; geçmişle bugün arasında sessizce titreşen bir bütünün parçalarına dönüşüyor.
Web sitemizdeki deneyiminizi geliştirmek, site trafiğini analiz etmek ve size en iyi sanat deneyimini sunabilmek için çerezler (cookies) kullanıyoruz. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Çerez Bildirimi