Koyu Açık
KOMİSYON YOK
IAAF Logo
IAAF ONLINE
Sanat dünyası cebinizde

Shadow Bodies Series No. 1 - Melih Can

4.500$ 4.250$
Gölge Bedenler; Platon’un Mağara alegorisinde, mağara içerisinde yaşadığımız dünyayı, alegorideki gerçek dünya ise idealardünyasının temsilini oluşturmaktadır. Bu açıdan baktığımda beden kavramını dünyevi ve ruhsal olarak ikiye ayırarak, dünyevi bedeni ‘ET’ kavramı bağlamında ele alırken, ruhsal bedeni ‘GÖLGE’ kavramı şeklinde ele alarak içeri ve dışarı ilişkisine vurgu yapmaktayım. Mağara alegorisinde ki, mağara içinde sıkışan gölge bedenler, ruhunu mağara dışında bırakan, çürüyerek küf tutmaya ve biçimlerinin bozulmaya başladığı etsel kadavra bedenlerdir. Çürüyerek küf tutmaya başlayan kadavra bedenler, ruhsuz olan insanın en saf halini ve estetik bedenlerin dışında kalarak çirkin görüntülerini yansıtmaktadır. Mağara dışında geçen gerçek dünyadaki ruhsal bedenler, içeride bulunan gölge bedenlerin maddesel yanının çok üstünde olan hakikatin özüne sahip, saf enerji ile birlikte biçimsel görünümü olmayan bedenlerin birer yansımasıdır. Yaşadığımız maddesel dünyanın doğası gereği yaşam ve ölüm kavramlarını barındıran bedenler, doğanın birer parçası olduğu ve diğer canlı türleri ile birlikte yaşamsal döngüye muhtaç olduğu görülmektedir. Milyonlarca yıldır süre gelen doğa eyleminin işlevi, betonlaşan yapıların arasında yetisini kaybetmektedir. Büyük bir arınmaya muhtaç olan ve ruhunu küf tohumları ile sarmak isteyen doğanın kendisi aslında insanoğlunun yaptırımlarıyla betonlaşmanın eşiğindedir. Doğa ile insan arasındaki en büyük etkileşim ikisinin de birer maddesel olgudan ibaret olduğu ve küfün çürümüşlüğüne bağlılığı görülmektedir. Dünyevi beden tıpkı doğanın arınma ihtiyacı gibi, kendi ruhsal bedeninin de arınmaya ihtiyacı olduğu, dolayısıyla doğanın o saf enerjisine kendini bırakarak bedenini küf yardımı ile arındırması gerekmektedir. Doğaya vurgu yapmaktaki temel amaç betonlaşmaktan kurtularak doğanın en zengin parçası yeşilliklerle bütünleşmektir. Nilüfer bitki türü, dünya genelinde ruhsal arınmayı, manevi kurtuluşu ve içsel huzuru temsil eder. Bu bağlamda kadavralardaki ruhsal arınma, içsel huzurun gerginliğinin yansıdığı çürümüş bedenlerde doğa ile botanik bir bağ kurarak yaşam ile ölüm arasındaki en temel nokta olan toprak ve suyun bütünleşmesidir. Bu çalışmada anlatılmak istenen en temel amaç, insan ve diğer canlı türlerinin doğanın botanik yapısının birer parçası olduğu ve dünyevi etsel kadavraların doğanın içinde çürümeye başlayarak doğanın içinde kaybolmaya başlamasının yanında ruhsal bedenin arınma eylemine kalkışması sonucunda, hakikate ulaşmasını temsil etmektedir. Dünyevi etsel ve ruhsal beden kavramları ile içeri dışarı ilişkisinin vurgulanarak, doğanın içinde arınma eylemini nilüfer bitkisi üzerinden gösterilmesi ile birlikte dünyevi kadavra bedenlerin çürüyerek küf tutmaya başlaması resmin temel yapılarını oluşturmaktadır. Kadavra bedenlerin farklı çürüme evrelerinin zamanla gölge bedene dönüşmesi ve ruhani bedenin varlığına ilişkin gösterimi, insan bedenlerinin özüne inmenin doruk noktasıdır. Platon’un mağara alegorisinin temel noktasından yola çıkarak oluşturulan içeri dışarı ilişkisi ile doğanın ruhunu besleyen saf suyun temsili ile betimlenmesi arınma duygusunu gün yüzüne çıkarmaktadır. Doğanın temelinde bulunan saflık, bedeni kendi bünyesine alıp çürüyen kadavra bedenlerin temel maddesi olan ET olgusunu açığa çıkarmaktadır.

Eserleri Keşfedin

  • Kategori Resim
  • Boyut 125cm x 155cm x 4 cm
  • Yapım Yılı 2022
  • Sanatçı Melih Can
  • Teknik Oil Painting
Melih Can

Melih Can

0 Takipçiler · 0 Takip Edilenler
Takip Et
Uyruk Türkiye
Doğum Tarihi Doğum tarihi 1998-09-25

Melih Can, 25 Eylül 1998 tarihinde Bozüyük’te doğdu. İlköğretimini Zonguldak’ta, ortaöğretimini Antalya’da tamamladı. 2016 yılında Edirne Şehit Ressam Hasan Rıza Güzel Sanatlar Lisesi’nden mezun oldu. Aynı yıl Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde lisans eğitimine başladı ve eğitimini tamamladı. 2020 yılında aynı üniversitede lisansüstü eğitimine başlayan sanatçı, akademik çalışmalarını sürdürmektedir. Sanatsal üretimini resim ve dövme sanatı alanlarında sürdüren Melih Can, her iki disiplini de kendini ifade etmenin farklı yolları olarak ele almaktadır. Resim sanatındaki akademik birikimini dövme sanatına taşıyan sanatçı; gerçekçi anlatım, portre, ışık-gölge ilişkileri ve detay odaklı kompozisyonlar üzerine yoğunlaşmaktadır. Tuval ile insan bedeni arasında kurduğu ilişki aracılığıyla sanatın farklı yüzeylerde kazandığı anlamı araştırmakta, teknik yetkinliği kişisel yorumuyla birleştirmeyi amaçlamaktadır. Sanat yaşamı boyunca çeşitli karma sergilere katılan Melih Can, çalışmalarında gerçekliğin görsel karşılığının ötesine geçerek biçim, duygu ve anlam arasındaki ilişkiyi keşfetmeye odaklanmaktadır. Resim ve dövme sanatını birbirini besleyen iki üretim alanı olarak değerlendirerek kendine özgü bir sanatsal ifade dili geliştirmeyi ve üretimlerini farklı disiplinlerle zenginleştirmeyi sürdürmektedir.