Fermi Paradoksu Koleksiyonu, evrende yalnız olup olmadığımız sorusundan yola çıkıyor. Milyarlarca yıldızın, gezegenin ve galaksinin bulunduğu bu genişlikte, eğer başka yaşamlar varsa neden henüz onlara ait açık bir iz göremiyoruz?
Bu soru, koleksiyonda tek bir cevaba bağlanmak yerine farklı ihtimaller üzerinden ele alınıyor. Uzay, zaman, iletişim, bilinmeyen yaşam biçimleri ve algılayamadığımız olasılıklar; renk, biçim ve hareket aracılığıyla soyut ve deneysel bir görsel dile dönüşüyor.
Belki de mesele yalnız olup olmadığımızdan önce, neyi görmeyi beklediğimizdir.
Glass, görünen ile gerçekten var olan arasındaki mesafeyi düşündürüyor.
Yuvarlak ve yarı saydam parçalar, kırılmış bir gezegenin ya da başka bir dünyanın yüzeyini çağrıştırıyor. Parçalar bir bütüne aitmiş gibi görünürken aynı zamanda birbirlerinden kopuklar. Sarı ve morun keskin karşılaşması da bu belirsizliği güçlendiriyor.
Fermi Paradoksu açısından bakıldığında belki de en ilginç ihtimal şu: Gözümüzün önünde olanı bile her zaman doğru biçimde algılayamayabiliriz.
We use cookies to improve your browsing experience, analyze site traffic, and offer you the best art experience. You can review our cookie notice for detailed information.
Cookie Notice