Belki de doğa, yeryüzünün en büyük sanatçısıdır.
Öyle renkler yaratır ki, yağmurdan sonra derinleşen gökyüzü, gökkuşağının kırılgan ışığı, çiçeklerin kadife dokusu, değerli taşların büyüleyici parıltısı…
Renkler yalnızca gördüğümüz şeyler değildir; onlar aynı zamanda hissettiklerimizdir.
Her taşın yüzyıllar boyunca taşınmış bir anlamı, kendine özgü bir ruhu ve anlatılmayı bekleyen bir hikâyesi olduğuna inanıyorum. Bu yolculuğa daha derinlemesine çıkabilmek için taş kartları aldım. Her kart, bana yeni bir hikâye ve yeni bir ilham sunuyor. Ben de bu hikâyeleri tuvale aktarmak istiyorum.
Serinin ilk eseri lal (garnet) taşına adandı.
Lal taşı, yüzyıllardır aşkın, sadakatin, bağlılığın ve kalbin en güçlü duygularının simgesi olarak kabul edilir. İçinde sıcaklığı, derinliği ve sessizce parlayan bir ışığı taşır..