Mitoloji, yüzyıllardır insanlığın kolektif bilinçaltını inşa eden; kahramanların zaferlerini, tanrıların kibrini ve ilahi adaletin (!) sınırlarını çizen bir masallar bütünüdür. Ancak bu görkemli anlatıların arkasında, ilahi iradenin ve erkek-egemen zihniyetin kurbanı olmuş, sesleri kısılmış, ötekileştirilmiş ve rızaları gasp edilmiş sayısız beden yatar. Danae, bu büyük yanılsamaya ve tarihin unutturmak istediği mağduriyetlere bir çığlıktır.
Geleneksel sanat tarihinde Danae, Zeus’un üzerine yağdırdığı "altın yağmuru" mitiyle; bereketin, cazibenin ve ilahi lütfun pasif bir nesnesi olarak resmedilmiştir. Oysa bu anlatı, görkemli altın parıltılarının arkasında gizlenen bir istismar ve hapsetme gerçeğini örter. Kuleye kapatılan, bedeni bir iktidar alanı olarak görülen ve iradesi hiçe sayılan Danae; mitolojide etiketlenen, ötekileştirilen ve kurbanlaştırılan tüm varlıkların ortak simgesidir.
Tekirdağ Namık Kemal üniversitesi güzel sanatlar tasarım ve mimarlık Fakültesi resim ana bilim dalından mezunum ve şuanda Atatürk üniverstesi resim iş öğretmenliği üzerine yüksek lisans yapıyorum
Web sitemizdeki deneyiminizi geliştirmek, site trafiğini analiz etmek ve size en iyi sanat deneyimini sunabilmek için çerezler (cookies) kullanıyoruz. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Çerez Bildirimi