Buğday tarlası; sararmışlığı ve sessizliğiyle zihnin kendi imgesini arayışının mekânıdır. Bu coğrafi boşlukta elektrik direği ve terk edilmiş nesne tarlanın ortasına sızmış, oraya ait olmayan, ama artık oradan ayrılamayan izler olarak durur. Zıt bir nesnenin aynı mekâna bulaşması, doğanın destansı varlığını böler; hikâye tam da bu gerilimin içinde eşelenir.
We use cookies to improve your browsing experience, analyze site traffic, and offer you the best art experience. You can review our cookie notice for detailed information.
Cookie Notice