Dağ, bulut ve buğday tarlası, birbirinden ayrı katmanlar değil, zihnin kendi masalını inşa ettiği tek bir mekândır. Sarı otların arasına düşmüş taş, o mekânın belleğidir; ne dağdan kopmuş ne tarlaya ait, tam ortada, sessizce durmaktadır. Dağın dışavurumcu kütlesi ile tarlanın yatay akışı arasındaki gerilimde imge kendini yeniden inşa eder. Bu resim bir onarım arayışıdır, zihnin, bedenin ve mekânın birlikte soluklandığı, hikâyenin eşelendiği yerdir.
We use cookies to improve your browsing experience, analyze site traffic, and offer you the best art experience. You can review our cookie notice for detailed information.
Cookie Notice