Zamanın İzleri, akıp giden zamanın yüzeyde bıraktığı sessiz tortulara odaklanır. Renkler ve katmanlar, bir anın geçip gitmediğini; aksine hafızada ve bedende iz bırakarak varlığını sürdürdüğünü fısıldar. Bu yüzeyde görünen her geçiş, yaşanmış bir duygunun, alınmış bir kararın ya da sessizce katlanmış bir anın karşılığıdır.
Eserdeki akış, zamanın doğrusal olmadığını hatırlatır. Bazı izler silikleşir, bazıları derinleşir; kimi yerlerde altın tonlar gibi parlayarak görünür hâle gelir. Bu izler, kusursuz bir bütünlükten değil, yaşanmışlıktan doğan bir dengeden beslenir.
Zamanın İzleri, izleyiciyi durmaya davet eder.
Geçmişi geride bırakmak için değil, onu fark ederek şimdiye taşımak için.
Çünkü zaman geçmez; dokunur, iz bırakır ve bizi biz yapan katmanlara dönüşür.