Kurumuş otlar; ritimsel bir döngü içinde sonsuzluğa akar, tıpkı doğanın sonsuzluğa akışı gibi. Ne başı belli ne sonu, sadece devam eden, kendini yineleyen bir hareket. Doğa bizi ritimsel ezgisine çeker ve biz doğanın ezgisinde kendi hikayelerimizi eşeliriz. Bu tekrar, zamanın kendisidir; durmuş değil, içinde dönen. Resim bir penceredir, zihnin kendi içine açtığı, dışarıya değil içeriye bakan sessiz bir pencere. Otların arasındaki karanlık zemin ise o boşluğu tutar; görünmez ama hissedilir, her şeyin içinden geçtiği yer.